VATAN gazetesinde Mutlu tönbekici'nin yazısını buraya koyduk, Burada ne işi var demiyin okuyun sonrada fikrinizi, yorumunuzu yazın. Tönbekicinin yazıdaki ruhi haline dikkat etmeyi unutmayın!  Haklı yanı ne kadar var haksız yanı ne kadar var. Yoksa ben yazayımda ne olursa olsunmu havasında ?. Bizimde tönbekçiye söyleyecek sözümüz var önce okuyalım buyrun..

Mutlu Tönbekici - mutlu.tonbekici@gmail.com
Yok öyle haybeden gerçek üstü “teröre lanet”ler, “barış istiyoruz”lar “akan kanlar” dursunlar...

Barış hak edenindir.

Hiçbirimiz barışı hak etmiyoruz.

Kürdü de hak etmiyor, Türkü de.

Şu halimize bakın! Şu rezil halimize bakın!

Her tarafımızdan kin, nefret, öfke ve kan akıyor.

Hepimiz irin içindeyiz! Kendi cerahatinde boğulan millet olarak tarihe geçeceğiz.

Hiç öyle ak sütten çıkma ak kaşık numaraları yapma bakalım!

Masum değilsin. İyi bak! Ellerin kan içinde.

Şehit askerlerimize bir kurşun da sen attın.

Sen de kendi gerillanı kendin öldürdün.

Sen Türk! Öğrendin mi bu ülkenin gerçek tarihini? Öğrenmedin. Zahmet bile etmedin. Facebook'lardaki zırva zırva goy goy yazılarını okudun durdun da eline bir kitap alıp okumadın. Gizli saklı falan değil. Ne olmuş 1925’te, 1934’de, 1960’ta 1980’de.. Öğrendin mi? Yazıyor kitaplarda. Al Hasan Cemal’in “Kürtler” kitabını oku mesela. İlk elli sayfayı okuman bile yeter. Neden bu insanlar kendilerini de eriten, bitiren, yok eden bir kin, nefret ve öfke içinde anlaman için evet ilk 50 sayfa bile yeter.

“Assimilasyon devlet politikasıydı, Türk halkının suçu ne?” de diyemezsin.

Hiç bir devlet politikası, çoğunluğun desteğini almadan yürümez.

Devlet suçlu kere suçludur. Evet ama sor bakalım kendine. Sen ne yaptın? Veya sen ne yapmadın?

Bırak devleti, bırak PKK’yı. Al birini vur ötekine... Sen kendinden söz et önce!

Söyle bana ne zaman kendine tanıdığın hakların hepsini başkalarına da tanıdın?

Ne zaman bu ülkenin tüm halklarını kendinle eşit gördün?

Ne zaman içi boş Türk kibrini bir kenara bırakıp “ama biz onlara her şeyi verdik, daha ne istiyorlar” demeyi kestin? Yol, su, elektrik, okul, hastane hepimizin eşit hakkıyken “biz”, “verdik” “daha ne?” demenin ayıptan öte, efendilik taslamak olduğunu, düpedüz suç olduğunu, verenin de sen değil asli görevi ZATEN bu olan devletin verdiğini ne zaman aklına getirdin?

Devlet “Kürt diye bir şey yoktur, karda yürürken çıkardıkları kart kurt seslerinden dolayı onlara öyle denir” dediği zamanlarda “hadi oradan” diyebildin mi? Yoksa sen de benim gibi derste kalmayı göze alamayıp “Atatürk İnkılâpları” adı altında okutulan Beyin Yıkama Yağlama 101 sınavında bu aşağılık cümleyi mi yazdın?

Bırak benim de Kürt komşum vardı, Kürt arkadaşım vardı, gül gibi geçiniyorduk numaralarını.

1993-1997 arasında devlet politikası olarak işlenen binlerce faili meçhul cinayetin ne zaman hesabını sordun? Toplu mezarlar, asit kuyularına atılmış cesetler ortaya çıktığında ne zaman “ne oluyor yahu? Yeter ama! Hesabı verilsin” dedin? Sokaklara döküldün?

Aynur empati kursaymış keşke.. Çoban Ceylan havan topuyla 345 parçaya bölündüğünde senin empatin neredeydi? 12 yaşında Uğur Kaymaz terörist diye 22 yerinden kurşunlanırken sen ne yaptın?

Bunları yazan gazeteleri “bölücü propaganda” demeyip ne zaman dikkatle okudun?

Köyleri boşaltılıp yakılırken kılın neden kıpırdamadı da yersiz yurtsuz kalan bu insanlar burnunun dibine gelince pek bir tuhaf oldun? İnşaattı, çöpçülüktü en pis işlerini verdin de Kürtçe şarkı söylediklerinde sinir oldun. Kıro, keko laflarını küçümsemek için kullandın. Bilmedin bile bunlar Kürtçe kardeş, oğul manasındır.

Almanya’larda, Batı Trakyalarda, İsviçrelerde Türkler ana dillerinde eğitim görebildikleri için pek memnun kaldın, İsviçre “camiye tamam ama minareye hayır” dediğinde hop oturup kalktın, Gazze Filistin Bosna maşallah her yere yetiştin de “bu çocuklar hiç bir şey öğrenemiyor, bari ilk üç sınıf Kürtçe olsun” diyecek olduklarında niye yağmur gibi yağdın, şimşek gibi çaktın?

Şimdi bakkal amcanın bile dediklerini 10 yıl önce “Kürt Raporu” diye sunanları, İnsan Hakları Derneklerini, terör bölgelerinde savaşmış askerlerle röportaj yapanları türlü türlü iftiralarla AB maşası, Soros çocuğu, vatan haini ilan edip açık açık hedef gösterirken birileri sesini çıkardın mı? Yoksa gidip gidip “en güvenilir köşeci” anketlerinde onları ismini mi zikrettin?

Bir başka kankagil, İzmir’de bir grup insan BDP konvoyunu taşladıktan sonra “Ahmet Türk’ün villası da Çeşme’de, bakkalın hemen iki yanındaki pembe panjurlu beyaz ev. Hani şu sizin paranızın yetip de oturamayacağınız o süper lüks ev...” diye ağzından provokasyon damlaya damlaya adresini verdiğinde, tepkin ne oldu?

Hiiiç... Değil mi? Hatta koştura koştura imza gününe gittin.

Her şeyi bıraktım zorunlu hizmetteki doktorlar, askerler dışında bir kere bile Van’a, Batman’a, Kızıltepe’ye, Bingöl’e, Siirt’e gittin mi?

Tek bir karışını bile vermem dediğin topraklarını tanıdın mı? Bir nasılsın demeyi öğrendin mi? Hor görmeyi, hakir görmeyi bıraktın mı?
***


Sen Kürt! Devletten beter PKK’ya daha ne kadar biat edeceksin? Kanını canını sömüren bu düzene daha ne kadar doğrudur diyeceksin? Daha ne kadar tek bildiğin kan revan olacak! TECE’ye vergi vermem demeye daha ne kadar devam edeceksin? Oğlunu kızını daha ne kadar feda edeceksin? Görmüyor musun Türkiye değişiyor! Görmüyor musun bu ülke artık susmuyor, görüyor, gördürmeye çalışıyor gerçekleri! Daha ne kadar kendi akil adamlarını susturacaksın, ölümle tehdit edeceksin? Daha ne kadar akan kan senin de kanındır, attığın bombalar kendi halkına attığın bombalardır, kırdığın döktüğün dükkanlar, meydanlar senin meydanlarındır bilmeyeceksin? Daha ne kadar bu ülkenin “yabancısı”, “uzağı” “düşmanı” “uyuşturucu kaçakçısı” “insan taciri” “mafya babası” “ölüm makinesi” “teröristi” olacaksın? Sen hak ediyor musun barışı? Sen kendi iç karanlık gerçeğinle yüzleşiyor musun? Sen kimliğinle barışık mısın da bizim seninle barışık olmamızı istiyorsun? Sen bu ülkeye gerçek manada sahip çıkıyor musun? Kürt’ten önce insan olabiliyor musun? Birey olabiliyor musun? Çoluğunun çocuğunun insanca geleceği ne zaman Kürtlüğünden önde gelecek? Türkün milliyetçiliği seni bu kadar tarumar etmişken “bu sefer de sıra bizde, sıra Kürt milliyetçiliğinde” demek zorunda mısın? Aynı karanlık dehlizlerden geçmek zorunda mısın? Taş atan çocuklarından, gerillandan, töre cinayetinden ve ağıtından başka bu dünyaya sunacağın bir şeyler olmayacak mı? Eşitimsen neden dengim de olmuyorsun?
***


Ve sen Sırrı Süreyya Önder! Sen de suçlusun! Ben sana güvendim, sana oy verdim. Partine değil, sana verdim. Bağımsız olabilme ihtimaline verdim. Öyle PKK baskısıyla, mahalle baskısıyla, falan değil. Kendi irademle. Ben ve benim gibi insanlara borcun var. Ben sana kriz yarat, işi daha da berbat et diye vermedim oyumu. Çöz diye verdim. Tanrı değilsin, peygamber değilsin, mucize beklemek olmaz ama dışarıda gezesin, mızmızlık yapasın diye vermedim. Ama parti, ama grup... İlgilendirmiyor beni. Mecliste çıngar çıkarmak yerine adam gibi laf eden biri olsun diye seçtim seni. Ve orada görmek istiyorum yüzünü, Radikal köşelerinde değil.

(Hiç arkalara kaçmayın! Görüyorum hepinizi.)

Fahri Dr. Fahrettin Diyorki;  Atina’nın Reina’sı “Akrotiri” DEN' BÖYLEMİ GÖRÜNÜYOR TÜRKİYE SAYIN TÖNBEKCİ. Vatan gazetesinde, tuğçe baran takma adıyla köşe yazıları yazan, daha sonra bunu açıklayan yazar. Tönbekici kendine göre güzel bir yazı yazmış, evet güzel taraflarıda var. Şunu okudunuzmu? bunu okudunuzmu? diye soruyorsun benim tavsiyem sen önce Evliya Çelebinin Seyehatnamesini oku o tarihlerde ooralar nasılmış burdan başla. Mesele kürt değil mesele türk değil mesele pkk yandaşları ve pkk. Yazıda hepsini karıştırmış dümdüz gitmiş. Benim tavsiyem bulunduğun tabakadan çık, kimliğini yazarlığını bir yana bırak al kendini tek başına çık bakalım yollara bahsettiğin yerleri bir gez en üz üç ay kal oralarda. Gördüklerini yaşadıklarını yaz. Pkk lı saldırganların belediye otobüsüne attığı molotofun isabet etmesiyle  yanan Serap Eser yaşam savaşını kaybetti. Ceylandan bahsetmişsin yaa Serap gencecik 17 yaşında belediye otobüsünde olmaktan başka bir suçu olmayan bir hayat söndü. Türk milliyetçiliği tarumarmı etti? Vurun abalıya bakalım. Pis işlerde çalışmışlar öylemi ? Bu nasıl iş bu nasıl yazı evinden çıkıpta sordunmu çalışanlara tek tek nereli diye? Sahil kesimlerinde restaurtlar, gazinolar, pavyonlar, çiğ köfteciler, kebapcılar, mütahitler, fabrikatörler, başbakan, cumhurbaşkanı yok yani, olmadı yani öylemi? Başta sen ve senin gibi düşünenler ayrımcılık yapıyor. Oralarda öldürülen, tecavüz edilen öğretmenleri, doktorları' da yazsaydın. İzmirde BDP konvoyuna taş atanlardan bahsetmişsin acaba o insanlar neden taş attı birde onlara sorsaydın. Terörden kaçıp geldik büyük şehire diyenler şimdi ellerinde molotoflar bombaları patlatmadılarmı masum insanlar ölmedimi? İstanbul Güngörende, Ankarada bu ikisi yetermi sana acaba? Sana göre eşitlik ne önce onu tarif et, eşitliği sen yap. Evinin yarısını ver, malının yarısını ver olmayanlara bir bak halkına bir bak halkının yaşam tarzına in onların seviyesine. Kendi yaşantından ödün vermeden ahkam kesmek ne kolay. Çayın kahven önündemi? Keyfin yerindemi, yarından kaygın varmı? Oturduğun yerden yaz oh ne güzel memleket. İçi boş türk kibiri öylemi? Kibirli olan kim? sanki halini yazmışsın gibi, bu millet aç olanla ekmeğini böler, İstanbulda ne kadar doğudan gelip yerleşen insanımız var, ekmeğini burdan çıkaran, evini geçindiren kim ne dedi? İstanbul batıda milyonlarca insan gelip yerleşmiş kim ne dedi? Edirneye bak Türkiyenin en batısı orda kürt yokmu? Haberleride izlemiyorsun anlaşılan izmirde bdp konvoyuna taş atanları yazıyorsunda şırnaktan, Hakkariden geçen kamyonların taşlandığını yazmıyorsun. İstanbulda türk bayrağı asılı araçların yakıldığınıda görmüyorsun. Bu ülkede kimsenin kimseyle derdi yok, bu ülkede kaostan kazananlar var. Silahtan, kandan koltuklarını koruyanlar var. Başka bir ülkede olsa bu olanlar ortalık ne olurdu acaba? Hasan Cemalin kitabını oku diyorsun bende sana Evliya Çelebinin kitabını oku diyorum oku oralarda ne dolaplar dönmüş.Bak bakalım o gün dönen dolaplarla bugün dönen dolaplar farklımı? Bende sana oku diyorum Yavuz Sultan Selim neden beddua etmiş, hangi kötü davranıştan dolayı bur oku bakalım. Hiç birimiz barışı hak etmiyormuşuz buda yanlış. 80 milyon Türkiyede pkk yandaşlarının aldıkları oy belli okadarmı kürt var bu ülkede? Barışı hak etmese o kürtler hepsi pkk yandaşı bdp ye oy verirdi. Bu ülkede yaşıyan türkler barışı hak etmese pkk yandaşları gibi yapardı eline silahı alır karşısına çıkanı vurur, eline bombayı alır masum sivil çocuk demez kadın demez kürt demez türk demez patlatırdı. Bu ülkeden özgür ülke bulursan söyle haberim olsun. Osmanlı zamanında özgürlük isteriz deyip ingilizlerle bir olup osmanlıyı vurmuştu, aldılarmı özgürlüğü, hangisi özgür bir bak bakalım. Fitnenin sonu gelmez özgürlük istemek gibi iste iste bitmez, o özgürlük isteyenler ayrımıydı osmanlıdan dini bir adı bir herşeyi birdi iste iste bitmez yaz yaz bitmez vesselam. Vatanın milletini seven türkü, kürdü, arabı, lazı, çerkezi, çingenesi bir tarafa fitneci bölücü olanlar bir tarafta. İçi kötü niyeti kötü olana sen her istediğinide versen o yine yapacaktır yapacağını çünkü bahane çok. Vatanın milleti seven hir kim olursa olsun birlikten beraberlikten yana olanlar bilirki bu ülkenin geceği ne kadar iyi olursa çocuklarının geleceği yarınlarıda okadar iyi olur. Irkı hatta dini ne olursa olsun yıkmaya çalışanlarla değil yapmaya çalışanlarla olmak önemlidir. Kendi cerahatinde boğulan millet diye tüm milleti aynı kefeye koşmuş sonrada aynı kefeden tek tek hesap sormuş, zaten senin kefe heralde terazinin kefesi kime oy verdiğini söyleyerek kefenin ağır bastığı taraf belli.
 Tönbekicinin başka bir yazısını size sunuyorum buyrun okuyun
 

Yunan krizi, güzel bacakları etkilememiş

Mutlu Tönbekici - mutlu.tonbekici@gmail.com


Arkadaşıma soruyorum: “Bir Yunanlı ne zaman eğlenmeyi bırakır?”

“Mezara girdiğinde diye tahmin ediyoruz ama ondan da pek o kadar emin değiliz” diyor.

Yunanistan mali krizle cebelleşirken sanılmasın ki memleket karalar bağladı. Ülkeleri iflas edebilir ama kendileri asla!

Zorba filminde nasıldı hatırlayın? Her şey bitmiş tükenmiş, kaybedilmiş, bizim Aleksiz Zorba, deniz kenarında Amerikalı’ya sirtaki öğretir! Naha Yunanistan!

Dün Atina’nın Reina’sı “Akrotiri”ye gittik. Deniz kenarında püfür püfür, şık bir gece kulübü. Akşam üzeri lokanta, gecenin ilerleyen saatlerinde kulüp. Sintagma meydanındaki ağır solcu havadan sonra panzehir gibi bir şey Akrotiri. (Bu arada meydandaki çadırlar söküldü diye haberler geçiyor. Hiç öyle bir şey yok. Tam tersi hippi havası tam gaz devam..)

Aman ya rabbim! Pazar akşamı ve kulüp ağzına kadar dolu! Geldikçe geliyorlar, geldikçe geliyorlar.. Sabah beşe kadar oradaydık (evet bize de bir çüş) ve biz giderken kimsenin kalktığı yoktu hatta tersine insanlar gelmeye devam ediyordu. (“Yunanistan’a gittik, hiç eğlence görmedik, nerde bu insanlar, nerde bu devlet” diyenler: Burada eğlence hayatı gece 2’den itibaren kıvamını alıyor ve alış o alış... Çık çıkabilirsen..)

Dahası memleketin ne kadar güzel bacağı varsa hepsi de buradaydı! Ve güzel bacakların hepsi de cömerrrrrtçe sergilenmekteydi. Benden başka minisiz tek bir kadın yoktu diyebilirim! Mini dediğim de süper mini ha! Bir karış ya var ya yok!

Bir ara “yahu mecburiyet mi var acaba?” diye düşündüm. Etek boyu genelgesi yayınlanmış ve “eteklerin bir karıştan uzun olması yasak” falan mı denmiş? O kadar yani.

Sinir oldum mu? Oldum. Ya kardeşim siz (the Yunan kızları) ne zaman bu kadar uzadınız? Ne zaman bu kadar zayıfladınız? Ve neden bacaklarınızda (selülit dediğimiz ve hiç hoşlanmadığımız) tek bir çukurcuk ve tümsekçik yoktur? Bu ne kardeşim? Hani biz Akdeniz kadını değil miydik? Sizin de bizim gibi yuvarlak olmanız gerekmiyor muydu? AB’ye girdiniz diye tipiniz de mi değişti? İsveçli mi oldunuz aynı zamanda hayallaamyallebim.. BU DÜNYADA UFAK TEFEK VE YUVARLAK KADIN MODASI NE ZAMAN HAKİM OLACAK? Temsilcimiz olun diye AB’ye yolladık sizi, siz de sattınız genlerinizi.. Peeee...

Mutfaklarında da karbonhidrattan geçilmiyor. Börekler, kızartmalar, pilavlar, patatesler.. Nasıl böyle zayıflamış ve güzelleşmiş bu ablalar şiddetli bir merak içindeyim.

Abla dediğime de bakmayın, yaş ortalaması 18! Zira kulübün gerçek müşterileri an itibarıyla şu an Mikonos Adası’nda eğlenmekteler (çılgınca).

Her neyse.. Diyeceğim şu: Kriz Atina Bacak Gösterme Olimpiyatlarını zerre etkilememiş durumda. Her şey bir karış. Etekler bir karış, şortlar bir karış, ayakkabılar bir karış. Neyse ki suratlar bir karış değil. Yazın bir kenara: Akrotiri. Giriş 15 Euro, bir içki dahil. 

 Vatan Gazetesi

Yorum Gönder Blogger

DİKKAT!
İfadeler şekiller, jpg, gif, png,bmp formatlarında resim, foto, video, müzik ekliyebilirsiniz.Resim eklemek için-- [img] resim linki [/img] // Müzik eklemek için :-- [nct]Müzik linki [/nct] Youtube Video ekleme:-- [youtube] Youtube Video Link [/youtube] Link kapanış kutucukların arasına boşluk bırakın
***KÜFÜR HAKARET İÇEREN YORUMLAR SİLİNECEKTİR***
Gülen ifade eklemek için işaretleri kullanın
:) (: :)) :(( =)) =D> :D :P :-O :-? :-SS :-t [-( @-) b-(

 
Tavizsiz © 2013. All Rights Reserved. Shared by WpCoderX
Top