Enver Yaşarbaş
 MÜELLİFİN ÖNSÖZÜ
Tarih; bir Milletin mazideki Maddi ve Manevi yaşadığı dünyasının içinde, onun yaşayış, geçirdiği her hadise ve ölümüne kadar veya ken¬disinden sonra gelen nesline mukaddes bir emânettir.
Tarih şuurundan mahrum bir millet yok olmaya mahkûmdur.
Osmanlı Döneminde Avrupalı bir Kral'ın bir Osmanlı Padişahını kâhine benzetmesi, bu Sultanın ise benim kehânetimin kaynağı Ta¬rih Kitaplarıdır, demesi; Tarihin değerini açıkça ortaya koyar.
Milletlere zamanında verilmeyen geçmiş ve yakın tarih şuuru o m&eti vecize gereği «Tarih bir milletin hafızasıdır, Tarihini bilmeyen MiUetler hafızasını kaybetmiş deli insana benzerler* yönünde hareke¬te geçirir.
Her şeyi unutmak ise Milletlere çok pahalıya mal olur. Biz bugün bu sancıyı çekiyoruz. Bunu izâle etmek şarttır.
İşte geçtiğimiz son bir asır içerisinde ülkemizde Moskof ve Ermeni işbirliğiyle gerçekleştirilen büyük mezâlim bugün unutulmuş görünü¬yor. Yeni yetişen ve dünyanın güçlü psikolojik harb sanatının tem¬silcisinin tesiri altında kalan, XI. Asrın Hasan Sabbah'ının Yalancı Cennet fedaileri gibi iptonize edilen Gençlik-ki-bugün bu Gençliğe Va¬tansız - Soysuz - Kültürsüz - Nesebsiz ve koruyucu olmak yerine bilâkis hareketsiz ve düşmana vaadettiği a-slı olmayan nüveler için davatkâr gözle bakan ve hatta bunu kolaylaştırmak için her türlü kanunsuzluğu meşru sayanlar dahildir. «Dünya Milletleri Kardeşdir» yalanlarıyla or¬taya atılıyorlar. Bu yalanların elle tutulacak hiç bir yanı yoktur. Çün¬kü kardeşim dediği bir ülke halkı vaki olacak bir savaşta ona sempa¬tizanımda diye bakmaz ve zaten anlayamaz. Çünkü alnında böyle ya¬zı yokdur. Onun için eline fırsat geçtiği an bu adamı öldürmekden imtina etmiyecekdir.
Doğu kesimlerini tahliye ettirmeye başladıktan sonra kendisine «"biz hazırız yardımlarınızı bekliyoruz, bîr an evvel Ermenistan'ı kuralım» dediğiniz zaman ise çok kızan Rus Çarı Nikolay yaverine» söyle onlara bana Ermenisiz Ermenistan lâzım,» koruyucu kanadını geren müreffeh yaşamanızı sağlayan Türk Mîlletine ise müteşekkir olmalısınız.
Fakat nerde sizde o Alicenâplık, siz hala daha vazife başında yurt dışında çalışan Türkiye Cumhuriyetinin Konsolos, Müşavir ve Ateşe- lerini öldürmeyi şeref sayıyorsunuz.
Siz Anadolu'yu kasıp kavurup yapmadığınız melaneti bırakmadınız çoluk çocuk, ihtiyar, kadın, genç demeden iman kasabı oldunuz ve bu acımasızlığınız yetmediği gibi birde kalkıp Soy kırımından bahsettiniz. Sizin Anadolu'da yaptığınız vahşeti Avrupalı bilmiyormuydu? biliyor¬du, biliyordu ama bilmemezlikten geliyordu.
Bu eseri okuduğunuz zaman gerçekleri daha iyi anlayacaksınız. Türk gençliğine aklı başında, uyanık, çalışkan, düşmanını iyi tanıyan olmasını temenni ederiz.
Ayrıca bugün devletin yaptığı araştırmalarda ortaya çıkan her yıkıcı, bölücü mihrakın altında hala daha parmağı olan, dünkü komi¬teleriyle bugün dernekleriyle çalışan ve Türk Gençliğini kendine âlet seçen y:ne Ermenüerdir.
Zira o günlerdeki Komiteciler ne idi ise aynı şenaatleri işleyen bugünkü derneklerde odur. Çünkü o günde Milletin Can, Mal, Irz ve Namusuna tecavüz düşüncesini taşıyanlar onlardı, bugün ise Diyar¬bakır'da evlere girip, girdiği evde varlığını, ayakkablarmı ters çeviren¬ler şüphesiz ayni kişilerdir.
Diğer nazari dikkati çeken bir konuda o günkü Ermeni Komitele¬rinin ihtilâl hareketlerini gerçekleştirdikleri şehir ve kasabalara bakı¬nız, birde bu günküne bakınız. Hep aynı yerlerde geçtiğimiz senelerde Devlete İsyan Bayrağı açmayı hedef edinerder ortaya çıkmıştır. Bu konuda, Türkiye üzerinde büyük bir gücün hâkim olmalc istediğini pekâla anlarsınız.
Vatanını ve Milletini sevmeyi şiar edinen herkesin bu eseri dikkatle okunmasını ve günü şartları içinde bulunduğu anı değerlendirmesini temenni ederiz.
ENVER YASARBAŞ 23 Temmuz 1981 Perşembe ERZURUM


Fransa, Afrika'da bir avuç toprak için bura halkına kan kusturur¬ken, İngiltere hala hegemonyası altında bulunan İrdandalılara baskı yaparken, Rusya bir dev gibi üzerine çöktüğü 32 milleti inin inim in¬letirken Ey Ermeni, bunlar senrn kar akasına kara gözüne hayran de¬ğil1 erdi. Seni desteklemek, vapurlarıyla kaçırmak, casus olarak İsken¬derun'a kadar çıkarmak, emrine girmek suretiyle seni kullanmak on¬lar için aranılıpta bulunulmayan nimetti. Sonra onların istekleri ile kom 'teler kurdunuz, Türk Devletinin temelini sarsmayı gaye edindiniz, Türkiye üzerinde gizli emeller besleyen İngiliz, Fransız, Rus teşvik ve direktiflerini aldınız, Sosyalist görüşün müdafisi oldunuz, bilmeden kendin'ze değil başka Milletlere hizmet ettiniz. Hatta hizmetine girdi¬niz. Rusya'nın size hazırladığı acı sonu acaba unuttunuz mu? Unut- tunuzsa size çeteler kurdurup elinize silâh veren katliam ve mezalim yaptıran Ermenistan'ı kurup size yaşama hakkı tanıyacağım diyen, bütün isteklerini sizlere yaptırdıktan sonra ve Anadolu'nun Güney-
ZEYTUN OLAYI
Zeytûn (3) isyanları 1545'den Meşrûtiyetin ilânma, yani 1908 se¬nesine kadar takriben dört asır devam etmiştir. Esasen dağlık olan bu kaza halkı sarp ve çetin mevki oluşundan istifâde ederek (FEODAL) bir idâre altmda toplanmışlardır. (İşhan Prens) (4) ismi verdikleri reislerle idâre olunmuşlardır. İşhanlar dört mahalleden ibaret olan
Zeytun'un birer mahallesini idare eden dört şahıs olup her biri kendi mahallesine hâkim idi. Türk köyleri bunlara vergi verir, vergiler ise İşhanın tayin ettiği şahıslar tarafından toplanır, tahsil olunurdu.
Bu tarz idâre 1895 senesine kadar devam etti. Bu tarihte hükü¬meti Osmaniye hem İşhan ismiyle anılan bu şahısların nüfuzuna, hemde bu tarz idareye son verdi.
İşhanlarm gerek Osmanlı hükümetine ve gerek Türk ahaliye kar¬şı almış oldukları vaziyet ilk vukuatı doğurdu.
Evvel Zeytûn Ermenileri vergilerin fazlalığı ve toplanış tarzmı ba¬hane ederek ve onbeşbin kuruşdan ibaret olan vergilerini vermekden açıkça kaçarak isyan ilân ettiler.
Bir müddet mukavemetden sonra vergileri muntazaman ödemeyi kabul ettilerse de 1786 da tekrar isyân ederek 1786, 1808, 1818, 1825, 1831, 1842 senelerinde ihtilâller meydana getirdiler.
Bu ihtilâlleri doğuran olayları müteakib 1855 de (Melikyan Arz- runî) isminde bir papaz tertibler ve hazırlıklarda bulunmak üzere faal bir aza sıfatıyla Zeytûn'a yerleşdi. İşhanları Hükümet Müşaviri, Papaz Dirasoyay'ı umûmi hâkim tayin etdi. Hayalperver bir aza olmak üzere tanınan bu papaz kendi maksadları ve düşüncelerine yardakçı ara¬mak, koruyucular bulmak üzere Rusya'ya giderken Erzurum'da tevkif edildi.
1850 ihtilâli henüz son bulmadan dağlı Ermenilerin mezalimin¬den, yağmacılıklarından çaresiz kalan Türk köylüleri kendi yurtlarım, memleketlerini bırakarak uzaklara göçetmeye mecbur oldular. Bu ta¬rihe kadar Zeytûn'da cereyan eden zorbalık halleri, derebeylik, hükü¬mete karşı daima, bir isyân idi.
Mefkûre vaizleri, istiklâl fikrini açıklayan nasihatçılar işe başla¬dıktan sonra ise zorbalık cereyanına istiklâl cereyanlarıda katıldı.
Galata Büyük Ermeni Mektebi mezunlarından ve adı geçen fesad ocağı erkânından Zeytun'lu (HARUTYÜN ÇAKIRYAN) mekteb mual¬limi ve ayni zamanda faal aza sıfatıyla Zeytûn'a gitti. Bu tarihden itibaren de gazab ve hücum yağmakârlık esaslarına dayanan Zeytûn ihtilâlleri tamamen (İstiklâl) fikrine dayandı.
Bu harekâta haricdeki Ermenilerinde teşvik edici yardımları olu¬yordu. İzmirli (Takvar Agobyan) namında birisi Zeytun Mekteblerine iki yüz, Kahire'de oturan. Arabgirli (Bogos) isminde diğer bir şahıs da yine bu mekteblere dörtyüz lira yardım ettikleri gibi (Miyasiyal Ani- kerutyun) da Zeytûn'da mektepler tesis ve oraya özel suretle muallim¬ler tayin edip gönderdi.
Bu muallimlerden (Avedik Keşehanyan) ismindeki şahıs 1895 ih¬tilâlinde en mühim vazifeyi yerine getirdi.
1861    senesinde Zeytun'a Haçin'den (5) diğer bir mefkûreci daha geldi. Bu adam daha sonra kendisine prens namım vererek Fransa İmparatoru III. Napolyon'a takdim olunmak üzere bir mahzar tertib ettirdi. Bu mahzarda (70.000 Zeytunlu Kahraman Ermeni «namına» Zeytun'un istiklâli istifham olunuyordu. Napolyon bazı siyasi maksad- ları sebebiyle mezkûr muhtıraya ehemmiyet vermişse de daha sonra muhtıra muhteviyatının manasızlığı ve Ermeni nüfusu hakkındaki mübalağa münasebetiyle tesirini kaybetti.
Bir taraftan Ermeniler Zeytûn ihtilâli olayının güya Türk ahali¬nin tecavüzlerinden dolayı meydana geldiğini ileri sürüyorlardı.
1865 de Müliyetçiler ve İstiklâl Komiteleri Zeytun'un istiklâlini temin için doğrudan doğruya hükümet aleyhine ayaklandılar. Bu ayak¬lanma da tabiiki diğerleri gibi birçok müslüman kanının dökülmesiyle neticelendi.    *
1862    Eylülünde Zeytûn murahhasları gizli olarak İstanbul'a gel¬diler. Galata fesad ocağı azası ve Ermeni fikir adamları ve yazarların¬dan tertib olunmuş bir heyet tarafından kendilerine muhteşem bir resmi kabûl yapıldı.
En meşhur Ermeni şairlerinden (BEŞİKTAŞLIYAN) milli eserle¬riyle marûfdur. Merasim esnasında Zeytûn haydutlarına hitaben aşa¬ğıdaki manzumeyi okudu.


ZEYTÛN'LULARA
Ey nazlı ana kimi özlüyorsun Gel buraya, korkma, yakın gel, Yarasından kan akan yavruna Göz yaşlan dökmeyerek metanetle bak,
Bırak Türk anaları ağlasın
Sen Zeytun'a sevinçli haber götür,
Güneş doğdu Zeytun'lular, çabuk atlara binelim.
Silâhlar yukarı, arş ileri yürüyelim.
Korkanlar yurt ve kucak düşkünleri bizden değil,
Bunca çektiğimiz kulluk, esaret artık yeter,
Acılığı birazda Türk'e taddırmağa çalışalım.
Fesadın 1865 tarihlerinde İstanbul'a da sirayet ettiği yukarıda geçmişti.
Bu zamanlarda Ermeni Meclisi Kanûni Esâsisi hükümleri gereğin¬ce cemâat işleriyle uğraşacakları yerde sınırlarını aşarak memleketin dış ve iç siyâsetini alâkadar eden şeylere de müdahaleye kadar cüret ediyorlardı.
Zeytun murahhasları İstanbu'a gelmeden önce (Kevork Vartabet Apartıyan) Napolyon nezdinde protestoda bulunmak üzere Paris'e gitti. Mefkûreci vaizlerden papaz (Karabet Şahnazaryan) da adı geçen şah¬sa katıldı.
Zeytun meselesini tedkik ve tahkik için hükümet bir tahkik heyeti teşkil etti. Bu heyette daha sonra patrik seçilmiş olan (Nerses Varja- bedyan) da dahil idi.
Nerses yolluk olarak aldığı parayı Sis Katogikos'una vererek Epis- koposluk rütbesini kaptı ve doğruca İstanbul'a geri döndü. Bu sıralar¬da hükümet de memleketin kısımlarından olan Zeytûn'a bir kaymakam tayin edip gönderdi.
Tabiiki bu icraat Zeytun isyancılarının hoşuna gitmedi. Patrikhaneye, kaymakamın kaldırılması için müracaatlar başladı. Haydutluk ve çapulculuk 1875 -1878 senelerine kadar devam etti. Bu tarihlerde (Babik Paşa) isminde bir elebaşı türedi ve nihayet ölümüne kadar kö¬tülüklere devam etti.
1879 da İhtilâl yeniden başladı. Bu isyanın başında da yine (Babik) ismindeki sefil var idi. Olayların en ehemmiyetlisi 1895 vakıası- dır ki bu ihtilâle bir iki mefkûreciden başka hemen umumyetle dağlı Errnenler iştirak ediyor ve diğer isyanları, silâh tedariki meselesini de Patrikhane temin ediyordu. Patrikhane ve Milli Meclis (Sinem Usta), (Maksud Usta) namlarında iki tiifenkçi ustasını Zeytun mekteb mual¬limleri ile beraber oraya gönderdi ve ihtilâli 65 sene idare etti.
1895 de Meşhur Ağasi, Hraçya, Abah, Nişan, Melek, Garabet isim¬leri ndeki Hmçaklar 400 lira ile Zeytûn'a geldiler ve emirlerine hazır İskenderun limanında bir İngiliz zırhlısı olduğunu ve Avrupa'nın ken- (Iileri İstiklâle matûf olan komite hareketini takdir ettiğini ileri sürerek dağlı Ermenileri tekrar isyan ettirdiler.
tht.lfl! başladı, 45 gün devam etti ve nihayet konsolosların tavassutuyla mesele sükûnet buldu. Komiteciler de konsolosların delâletiy¬im yakalarını kurtararak Avrupa'ya firar ettiler. Zeytûn ihtilâllerini hır/ı hlnıutnl muharrirleri (41) gösteriyorlar. Halbuki bundan başka on ııll.ı (lıılm vardır ki, toplam (57) eder.
Zeytûn İlılMllcri evvelce yağmak&rlık maksadıyla yapılırken, daim muini Ucu Hilecilerin lelkinatıyla siyasi bir renk almış idi. Komiteler buıulıın dn hlll'udoyi kıvırmamışlar ve güya Zeytûnlulara içerde ve dışarda mühim miktardaki yardım paraları toplamayı unutmamışlardır.
Zeytûn olayının hulâsasında diğer benzeri isyanlar gibi şu maksadları içine alır.
ECNEBÎ DEVLETLERİ MÜDAHALEYE DAVET —OSMANLI DEVLETİNİN YIKILIŞINI KOLAYLAŞTIRMA— ZEYTUN'UN İSTİKLALİNİ TEMİN.
Zeytûn isyanları hakkında Adana, Maraş havalesinde Ermeniler tarafından fazla okunan Türkçe şu destan o havalideki haleti ruhiyeyi pek mükemmel bir suretde izâh ettiği için aynen yazıldı.

— ZEYTÛN MERSİYESİ —
Dinleyin ağalar destanım kıssa. (6) Elbet alırsınız kıssadan hisse Penâgâhımızdır (7) Hazreti İsa, Zeytûn'un methini söyle Dehânı,
En evvel cenk Bertiz'de (8) oldu, İkincide asıl kışla uruldu. Üçüncüde Çukur - Hisar uruldu, Dördüncüde Andrin çekdi fiğani,
Beşincide yeni - kale uruldu, Altıncı Keban'da Türke zulm oldu, Yedincide büyük büyük ceng oldu, Asker mağlup olup terketti canı,
Ulu Portogima kışlaya indi, Çeküp kılıcı elinde tutdu, Zabitler yeniden haçını öptü, Miralay medhetti Ermenlyanı,
Bölüğü başında kılıç ol İnde, Haçı da göğsünde dua dilinde, Asker eyvah deyüp teslimlerinde, Ubudiyetleri ferd bl l'orcl oldu,
Zabitlerin yirmibeş hatunları da, Denildi emânet siz ruhâniyane, Korkma teslim olun bu emin cana, Haç göğsünde tamdır anm imâm,
Peder Partogima'yı deıseıı Ata bindiğinde mert, lakin görsen, Cenk vaktinde çokça düşman öldürsen, Cesurluk verirdi aziz Dehâni,
Zeytun yiğitleri kışlaya geldi, Baron Ağasiler şaduman oldu, Askerden eyvah sesi duyuldu, Asker ölüb teslim figanı bastı.
Zeytun'da o günde yer gök inledi, Kışlanın askeri figan eyledi, Elbette Tegri'de hoy (Ermeni) imiş denildi, Yeniden tazelendi Emıeniyan dini,
Sonradan Merkinân kışlaya geldi, Üçyüz nefer ile kumandam sardı, Hücumla ordunun kökünü kırdı, Laşeleriıı (10) atüb kaçdılar yani,
Çarık oğlu Avak Bozbayırlıdır, Kışlayı aldıran anııı fenidir. Ne maksadla ise şehid kendidir. Öldüğünde elbet kopdu fiğani,
Zeytun tepesinde üçdörtyüz kişi, Nazert çavuşdur kumandan başı, Binlerce Genç Türk sayısız naşı, Çerkezler dediler vallah amani,
Hem Bertiz çayında döğüşen kürdü, İlindi kıratına karşuya durdu, Karon Hınçakistler bu hali gönlü, Dediler görmedik böyle aslanı,
illi) İtelerini ıleınek.
2 fi
Yeni dünya eğya bir kolu bastı, Ya Serop pür geç deyüp çok asker kesti, Osmanlı ordusunun kökünü sarstı, Redifler (11) firarla kurtardı canı,
Bet oğlu Sarkisle Hacı Artin Aznemyan, Mahallece cümlesi de kahraman, Düşman için yaman dersek pek yaman, Cenklerde sıdkile dökdüler kanı,
Medh edelim Panos Çolakyanı, Saldırdı Orduya kara dumanı, On sekiz saat tüm Andirini, Urub harab etdi Türk Müslümanı,
Yenidünya, Nişan, Panos, Çakıryan, Andrinde oldu cenkleri yaman, Hücüm zamanında sarsıldı asman, Tüfenklerden çıkan renkli dumanı,
Aşık Nişan. Bedros, Kevor namı, Alacı, Manuel oldu birinci, Hay fedailerden intikam avcı, Andrin Türkleri tatdılar acı,
Baron Tersimekisyan Kebanı sarsdı, Tutup Muhammedi ilk defa kesdl, Andrin'de Türk'ü gayretle bastı, Figanları tutdu arşii rahmanı,
Fersenli rahip oldu zorbacı, Andrin ağası hissetti acı, Türk kızları teslim oldular bacı, Dediler doğrudur tsa imanı,
Şu Andrin'deki Ermotıl rnnhbusu, imdada çağırdı Portagyomlyosu, Katlettiler dahi Yusuf Çavuşu, Ölümden kurtuldu mahbuslar canı,
Bu hüctimları hep tümden gördüler, Yenice Kaleye imdad geldiler, Latin ruhbanları hep kurtuldular, Cümlesine birden oldu handanı,
Latinler sonradan Zeytûn'a geldi, Hay ile birlikde ölürüz dedi, Kurtarılan şımas rahibler idi. Medholundu Zeytûn'lunun imânı,
Zeytûn'da misafir çok hay vardı, Cenkçi az ama pek yiğit vardı, Cellat Esmelyan çok asker yedi, Nihayet şehid düşüp gördü imânı,
Avrupa'dan bize mahsus gelenler, Şöhretleri ise Hınçak baronlar, Millet için bunlar fedaidirler, Haykazyan neslinin hep kahramanı,
Baron Abah dedi Türk'ü kıralım, Eski mülkümüze sahip olalım, Arslan gibi muharebe kuralım, Kaldıralım aradan birden dumanı,
Meleh, Nişan, Garabet fedailer, Eyüce şecaat (12) ibraz etdiler, Haylice Türklere kurşun urdular, Çokça ağlattılar Türk Müslümanı,
Yüz onbin askere Zeytun'un bini, Kırkbeş günde tamamladı bu cengi, Pajşa mağlub olub değişdi rengi, Dodi rezil oldum yazık bu şanı,

Hınçak, Truşak, yiğitler ve gayrileri, Milletin uğruna can fedaları, Avrupa teveccühünü hep kazandılar, idrmeni bu işde görmedi kanı, Aşık Ferdi bu destanı söyledi, İnib aşkın deryasını boyladı, Tüm havadis Avrupa'ya yayıldı, Zeytûn fatih olup kaldı ünvanı,

ERZURUM OLAYI
Ermeni «Kanûni Esasisi» adı verilen Umumi Milli Meclis Nizâm¬nâmesi Ermeni düşünürlerini, muharrirlerini pek ziyade şımartmıştı. Her eli kalem tutan Ermeni tarafından (Ermenistan) feryadnâmeleri, destanları yazılmakda, eski uydurma milli övünmeler yeniden canlan- dırılmakda hele Ermeni milli meclisinin kuruluş yıldönümü merasi¬minde büyük taşkınlıklarda bulunmakta, verilen nutuklarda (Büyük - Emel) yegâne mevzu ittihaz olunmaktaydı.
Bilhassa Ermenistan, müstâkil Ermenistan hülyası, İstanbul'da toplanan taşralı bir güruh halkı da büsbütün çıldırtıyor ve hatiblerin etrafa savurdukları! manasını takdir edemedikleri nutuklar, hezeyan¬lar, bunlar tarafından alışkışlanıyordu. Bu merasimin icra edildiği Ye- dikule hastahanesi bahçeleri o gün gözleri dönmüş, doğru düşünceden yoksun bir takım akılsızlar ve müfsid komitecilerle doluyordu. Milli şarkılar ise bunların üstünde bir tesire haiz idi.

MİLLİ MANZUMELERDEN NUMÛNE : Harbe Davet
Burulur Ararat tepesinden Ovaya müthiş şimşekler yağdırıyor, Kahramanların kanlan ateş altmda bir kat daha kabarıyor, Vatan yolunda herkes işitsin, anlasın, Ermeni ruhlan ateş gibi parlıyor,
Siz Kahramanlar, Allah'ın ihsan edeceği baştacı zafere hasretsiniz.
Siz Allah'ın uğuruna muhtaçsınız.
İleri cesur kahramanlar evladı,
Ey vatan intikâmını almak isteyen Ermeniler,
Haydi takım takım silâh başına,
Hepiniz sık birer sıraya.
İntikftm silâhiyla ileriye doğru atılın,
İntikam silahıyla bir sağa bir aola mvldınn,
Haydi îlori,
Bir Safta bir sola,
Haydi İleri,
İleri dalma İleri,
Haydi İleri,
1890 da Yedi - Kule Hastahanesi karşısındaki bahçede Erzurum nümayiş programı tanzim olunuyordu. İstanbul ve sair vilâyetde nü¬mayişler yapılmasına karar veren Hmçaklar ilk defa Erzum'dan baş¬ladılar. İhtilâl için bir bahane gerekiyordu. Bu bahane güzel bir te¬sadüfle bulundu.
Bu sıralarda bir takım Rus Ermenileri Türkiye'ye hududdan silâh idhal ediyorlardı. Hükümet bunu hahber almış ve bazı müessir tedbir¬ler almıştı. Erzurum Marhasa - hanesinde sathi bir araştırma yapmış idi. Hmçaklar bu silâh araştırmasını ihtilâle güzel bir vesile telâkki ettiler ve başda (Gergecyan) olduğu halde nümayişe başladüar. Bütün dükkânlar kapandı.
Hınçak Komitesi taraftarlarım Kilise havalisine toplayarak mar- hashanenin araştırılması bitmiş olmasından dolayı Hükümeti protesto ettiler. Komitelerdeki ve bunları destekleyen Ermenilerdeki haleti ru- hiyyeyi şu cüret gösterir.
Bu isyan ve ihtilâllerle de takib olunan maksad pek aşikârdır. Gerek Hınçak, gerek Taşnaksutyun komitesi bundan sonra da aynı politi¬kalarını takib etmişlerdir. Bir taraf dan ecnebi memleketlerdeki gazete¬ler, broşür kitab ve konferanslarla eîkâr-ı umumiyeyi hazırlarken di¬ğer tarafdan müdahaleye yol açabileceğini ümit ettikleri hiçbir teşeb¬büsten kaçınmamışlardır.

SASON OLAYI
İhtilâl Komitelerinin hepsi birlikte Sason olayını ve burada çarpışanlara sahip çıkarlar. Ayni zamanda bu olaya ithaf edilen eserler neş¬rolunmuştur. Bunların hepsi pek ölçüsüz abartmalardan ibarettir. Bu eserlerin tetkik ve tahlilinden Ermeni Komitelerinin her zaman itilâf devletlerinin hileli siyasetlerine âlet oldukları ve olayın meydana geliş sebeblerl incelenirse bunun da sırf Memlekete ecnebi müdahalesinin celb ve davet olduğu bir kere daha doğrulanır.
SRHOİİ İhtilâl programı 1894 te tertib edilmlşdi. Hükümet taraftarı olan Patrik Aşıkyan hükümetin Ermeniler hakkındaki teveccühünü devanı ettirmek için Anadolu'daki olayın içyüzünü hükümete anlatmak istedi.
Patrlk'lıı İni hareketini hafiyelik telâkki eden Hmçaklar daha geniş faaliyetle bulunabilmek ve Patrikhaneyi de tamamiyle ellerine al¬mak içlıı pııl.rlkln öldürülmesine karar verdiler Bu cinayeti hususi bir toplantılarında Dlyarbakır'lı Agob isminde birisine tevdi ettiler.
Dlyıııimi ıı'lı Agop 25 Mart 1894 pazar günü sabahleyin Patrikha- ne kilisesi çevresinde Karadağ gevölveri (13) ile suikaste teşebbüs etdi. Fakat muvaffak olamıyarak yakayı ele verdi. Bu olaydan sonra Aşık- yan istifa ederek yerine Komite programını kabul ve tamamen icrası¬nı derühte etmiş olan İzmirliyan patrik oldu.
1895 de Sason ihtilâli başladı. Adı geçen ihtilâli en ziyâde dalın sonra Kozan-Mebûsu olan Murad (Hamparsum Boyacıyan) ile Damad- yan ismindeki reisler idâre etti. Gittikçe geci bir şekil alan bu ihtilâl¬de dehşet saçan İzmirliyan, Komite reislerini kurtarmak için itaatsiz bir tavır ile Hükümetten takibata son verilmesini istedi.
İkinci Sason İhtilâli 1905 de başlamışdır. Bu defaki ihtilâlin idâ- ıesini Taşnaksağanlar deruhte ederek meşhur (Alıpor Serop) nam-ı diğer (Serop Paşa) yı ihtilâli idâre etmek üzere reis seçtiler. Ve meş¬hur çete reislerinden olup Balkan harbinde çetesiyle Rumeli'nde ve bu defa da Ermeni gönüllüleriyle Kafkas hududunda bize karşı harbeden (Aııtranik) in «Sason-Hatıratı» adlı eserinde yazmış olduğu macerala¬rın bir bölümünün tercümesi aynen şöyle:
«(1) Hatırımda kaldığına göre 1895 senesi Mayısının 16. günü idi. Hududa Karaurgan (Sarıkamış yakınında) civarından geçtik. Cümlemiz silâhlı idik. Hududu geçtiğimiz gece gideceğimiz yere ka¬vuşmak için sekiz saat yürümek lâzımdı. Fakat onbaşıların yürüyeme- mesinden dolayı adıgeçen yere gidemedik. Güneş doğduğu halde hâlâ yolda idik. Yakınımızda çadırlar gördük fakat hiçbir şeye ehemmiyet vermeksizin muayyen mahale çıktık. Orada akşama kadar susuz kal¬dık.
Mevzubahis olduğu için söyleyeyim ki bizden evvel Abra (Mığırdiç Sahakyan) Cellâtı Kaftar ve Arşak Erzurum'a gelmişlerdi. Akşama doğru Çellatı ve Durbeyn ile yolları, etrafı ve cihetini tetkik etdikden sonra karanlıkta tekrar yola koyulduk. Bu gece 8 saat süratle yürü¬mek şartıyla mevkiimize kavuşabilecek İdik Fakııt 2 saat yürüdükten sonra bizim onbaşılar artık ayak sürümeğe başladılar. Tekrar bunların tüfenklerini, fişenklerini ve torbalarını almağa mecbur olduk. Saatdeıı anlayanlar acele etmekde «gündüz oluyor, biz hâlâ Pasin Yaylasında yız» diye söylenmekteydiler. Yolun takriben yarısını katetmiş idik. Bl zim onbaşılar yürümekten artık büsbütün kaldılar. Onbaşıları bıraka rak süratle ilerlemeğe, yürümeğe bağladık Zira çetemiz tehlikeye itin ruz kalacağına bu iki onbaşıyı fedıı etmeği tercih etdik. Silâhlarını ıtl dik yalnız yanlarına altı lira ile birer »ııat ve bir de tabanca bırakt ık Süratle yürümeğe başladık. (Anut) sahiline vardığımız zaman güne;; doğmuştu Vakit dar olduğundan elbise ve çamaşırlarımızı çıkıtnmı
113) İtli ıı/ıııı namlulu silâhı.
dan nehri geçmeğe mecbur olduk. Sahilden (Kumavor'a) kadar daha bir saatlik mesafe var idi. Ben ve Hınıslı Mardiros ikiyüz adım ileridey¬dik. Bir arabanın bize doğru geldiğini görerek gizlice arabaya yaklaş¬tık. Arabanın ekin demetleri yüklemek üzere tarlaya gitmekte olduğu¬nu, arabacıların Ermenice konuşmalarından anladık. Birden bire mey¬dana çıktık. Arabacıları yakaladık. «Korkmayın biz de Ermeniyiz. Bö¬lük arkadan geliyor. Bize bir çare bulunuz ne yapalım» dedik. Araba¬cılar korkak bir tavırla dediler ki: «Silâhlarınızı getiriniz arabaya ala¬lım, ekin demetleri arasında gizleyerek köye götürelim, köyde de bos¬tanlar arasına saklarız». Bu esnada arkadaşlar da geldiler yüklerimi¬zi, silâhlarımızı arabaya taşıdık, yükledik. Biz de yanımızda birer revol¬ver olduğu halde bostanlar arasında saklandık. (Komavar) da (R) ve (I) namlarmdaki şayanı itimad iki ağa bulunduğunu evvelce haber aldığımızdan bu ağaların bulunduğumuz mahale gelmelerini arabacı¬lara tenbih ettik. Harcırah almak ve hareket hattımızı anlamak üzere Erzurum'da bulunan Ebru ve Cellati nezdine bir süvari gönderdik. Biz de geceleyin silâhlarımızı alarak (Karnovar) dan çıktık. Adeta yürü¬yüşle 3,5 saatte İlhüya vasıl olduk. (R) ve (I) ağalar da bize refakat ettiler, İlhu'da iki gün alıkonulduk. Oradan Harsinkâr'a geçtik. Bu¬gün de orada kaldık. İkinci gün Cellâtı, Kaftar, Arşak Erzurum'dan geldiler. Bize üç lira harcırah ve üç saat vererek tekrar geri döndüler. Biz de ertesi sabah güneşin doğmasıyla beraber (Yahya) ya vasıl ol¬duk. (Valtantin) bir Ermeni evine girdiğimizi ihbar etti. Onlar da bizi alıp bir ahıra götürdüler. O günü ahırda mısır ve ot demetleri üzerin¬de geçirdik. Ermeniler misafirperverlikde bulunarak bizi yedirip içir¬diler. Gece tekrar yola çıktık. Bir müddet sonra (Honozhor)lu Kas- bar'm köyüne ve oradan da (Palkik) köyüne gittik. Gelecek diğer çe¬teleri burada beklemeğe karar verdik. 12 gün bekledik çeteler gelme¬diler. (Çavuş Köyü-Sasonlu) (B), (S) namında biri de burada çeteleri beklemekte idi. Burada mübarek bir kürd şeyhi varmış, kürdlerin ri¬vayetine göre şeyhe kurşun tesir etmezmiş ve her gece Mekke'ye, Medine'ye gider, tekrar geri dönermiş. Bu rivayet bizim Ermeniler ara¬sında şayi oldu.
Bu rivayeti işiten (B) ve (S) dedi ki: «Şeyhe bir kurşun sıksam bakalım tesir ediyor mu, etmiyor mu?» Hakikaten birgün atlı olarak şeyhe tesadüf ederek bir kurşun sıkar ve öldürür. Bu delikanlının ma¬zisinde bu kabil maceraları hususî olarak Sason'da pek yaman va- kiaları varmış. Şeyhin naşmı bir gölcüğe attılar. Bu esnada Ebru Erzurum'dan gelmişti. Şeyhin katlinden dolayı şldotli bir araştırma ya¬pıldı. Biz de Hınıs'ın Ermeni köylerine ikişer İkişer dağılmış idik. Hınıslılar kasabada ancak yedi genç kaldığından bahs ile çetenin kasa¬badan çekilmesini rica ettiler.

Ebru, Hıms'da 22 gün kaldıktan sonra bizi yola koydu. Yedi Hınıs'lı delikanlıdan başka Eleşkird'li (M), Bayburd'lu (I) çetelerine ye¬tişmediklerinden dolayı orada kaldılar. Ve Ebru'ya dediler ki «Eğer harb etmek icab ederse biz burada yedi gençle beraber müdafada bulunuruz. Lüzumu kadar silâhımız vardır.» Ebru, Valantini yanında alıkoyarak onu Kafkasya'ya iade etti. Aynı günde biz dahi Bingöl'e gittik. Sarı-Dağ'ı iki günde geçerek ve Kumkum geçidinden geçerek Tanze-Enıir'e vardık. Varışımızın 3. günü tekrar yola çıktık. Güneşin doğuşuyla beraber Serap-Garabet ormanına vardık. Oradaki manastırda daima ikâmet etmekte olan iki atlı Jandarma bulduk. Manas- tır'm şoması, başpapaza sezdirmeksizin bize ekmek getirdi. Akşam yi¬ne yola çıkarak Muş vadisine Kızıl-Ağaça (Herayrek Köyü) vardık. Orada iki gün kaldık. Perterli Bedros ile Eru tebdili kıyafet etmiş ol¬dukları halde diğer bir yoldan geçerek Hmıs'dan Muş'a geldiler. Ebru hemen yanımıza geldi. Fazla fişenklerimizi emin bir adama verdi. Fakat fişenkliklerimizdekileri bize bırakdı. Kızıl-Ağlçlılar köylerinde hiç iş olmadığından bahisle Ebru'nun kalmasını rica ettiler. Ebru tüfenk ve cephanesini bırakarak orada kalmağa razı oldu. Bunun gibi Kızıl- Ağaçlı iki onbaşı ile beş asker dahi kaldılar. Muhtelif memleketlere mensub olan geri kalanımız da cümleten Sason'a doğru hareket ettiler.
Sayı 4-209. Nisan 1814. Sahife 262 TRUŞAK.
Taşnak Kahramanları meyanında (TERO) ve (HAÇO) —ki bu defaki harbde Rus ordusuna Kafkasya'da çeteleriyle iltihak ederek İs¬lâm ahalisine tasavvur olunmaz kötülüklerde bulunmuşlardır— dan sonra (NİKOL-TUMAN) zikre şayandır. Adı yukarda geçen 1910'daki son Sason olayında pek mühim roller oynamışdır. Son emirle Rus zin¬danlarında katlolundu.
(NİKOL-TUMAN) «Hanasor» ihtilâlinde nanıdar bir kahramandır. Buna dair Taşnaklarm mühim bir vesikası. (2)
(2) Hanasor hücumu esnasında (Nlkol Tornan) ın gür ve keskin sedasıyla şu sözleri işitiliyordu. Gayret evlâtlar... Kadınlara, çocuk lara hamiyetli elinizi uzatınız. Erkekleri acımadan hemen boğazlayınız.
1873'de Portakalyan ilk Ermeni Komitesini teşkile muvaffak ola¬rak (Asya) Gazetesini neşre başladı. Bundan sonra (Araratyan) Ko¬mitesi hüriyetperver gençlere daha müsait ve cazib bir faaliyet devri açıp hazırladı.
Cemiyet-i Tedrisiyye ve Cemiyet-i Hayriye namları altmda tesis edilen heyetler Osmanlı Memleketlerinde «Marifet-i Nefsü milli» bakış açısından pek mühim roller oynadı. 60 tarihlerinde (Fedekâr) cemiyetiyle Kilikya (Adana, Maraş ve havalisi )ni imâr etmek maksadıyla (Hayırlı İşler Cemiyeti) ismiyle diğer büyük bir cemiyet tesis etti. Mezkûr cemiyetlerinde muhtariyet ve istiklâl programlan vardı. Ce¬miyet erkânı meyamnda (Mikail Nalbandyan) isminde bir ihtiyar Er¬meni katoliği epeyce bir mikdar da para toplayarak çiftlik almak ve bir ziraat mektebi tesis etmek üzere Kilikya'ya gitti.
(Araratyan), TEBRUTSASİRANS), (AREVELYAN), (KİLİKYA) namındaki cemiyetlerden en mühim ve tanınmışı Araratyan olup mak¬sadı Türk-Rus Ermenileri arasında bağlar kurmaktı. Buna da muvaf¬fak oldular. Cemiyetin mesleğini ve proğramını (Arpıyor) ile (Porta¬kalyan) tertib ve tayin ettiler. Portakalyan, Ermenistan'da teşkilât kurmak vazifesini deruhde ederek Ermenistan'a ve 1876'da Van'a git¬ti. Maarif tesisatı hakkında orada hayli müddet araştırmada bulundu. İstanbul cemiyetleri de derhal bunun eserinin arkasına düşerek çalış¬malarının kaynaklarını «Ermenistan'a doğru» çevirerek çalışmaya ve yekdiğerleriyle rekabete başladılar.
Araratyan-Cemiyeti yavaş yavaş büyüdü. Azası çoğaldı. Osmanlı - Rus muharebesi esnasında Portakalyan Kafkasya'ya gitti. Orada bu¬lunan cemiyetin mühim erkânından Kirkor Erzruni ile beraber faa¬liyet göstererek Rus Ermenilerinin nazari dikkatlerini İstanbul ve Er¬menistan'daki yeni teşebbüs ve emellerine çevirdiler. (Erzruni) nin da¬vetiyle İstanbul'dan gelen genç Ermeni heyeti Kafkas Hükümetine takdim olundu. Para yardımı toplanmasına ve hlriktirilmesine müsaa¬de olunarak para toplanmaya başlandı. RUM Ermenileri ilk defa Erzru¬ni vasıtasıyla bin ruple yardım için para verdiler.
Bu hadise İstanbul Ermenilerince beğenilmeyen bir nimet olarak telâkki edildi.
Portakalyan tekrar Van'a dönerek ınenlek ve düşüncelerini neşr ve tamim etmek üzere 1878'de meşhur »Itııhan-i Darül Muallimi»ni kurdu. Dinin ve ruhani sıfatların koraitecler elinde âlet olduğunu gö¬ren bazı Ermenilerin teşvikleriyle Portakalyan ve taraftarları aleyhine hücum başladı —orada kalamıyacağmı anlayan Portakalyan da Fran¬sa'ya firar ederek bildiğimiz (Armenia) Gazetesini neşre başladı. —
İstiklâl fikirleri gâh gizlice, gâh serbestçe yazılmış makaleler şek¬linde Ermeni matbuatında ve edebi eserlerinde mütemadiyen görülmek¬te idi. Şişmanyan isminde bir muharrir meşhur Kafkasyalı (Apovyan) ve (Rafi) gibi ihtilâlciler vadisinde bu takım hikâyeler telif etdi. Adı geçenin (Toros Leon) ve (Teodoros Reşduni) ismindeki eserleri isyan ve kavgaya teşvik ve ihtilâlin lüzumunu teyid eden şeylerle, bilhassa milli kahramanlık ruhafeleri ile dolu olduğu için milli intibâh devre¬sinin en kıymetdar daimi eserleri olarak vasıflandırıldı.
1870'de gene Ermenilerin fikirlerinin yaym vasıtası olan (Ponç) risâlesinde Demircibaşıyan (Vazife ve harb) başlıklı bir makale neş¬retti. Bu makalede:
«20. asır bir çok milletlere hürriyet bahşedecek, Ermeni hürriye¬tini de o asır getirecek, yine o asır, geçmiş asırların baş çıkışı olacak, saklanan ve alay edilen milli prensibler bu muazzam asırda hükümran olacak. Himaye ve emir altında yaşayan milletler doğru hareket ettik¬lerini isbat ederek kendi idare ve mukadderatını ellerine alacaklar. Yi¬ne bu büyük asırda boyunduruk altında inleyen milletler zincirlerini kıracaklar. Şüphe etmeyiniz, Güneş Hürriyeti bu muhterem asırda do¬ğacaktır. (Masis) tepesinden Ermenistan'a Hürriyet ışıkları yayılacak ve görünecektir.» diyordu.
(Ayvazyan) namındaki bir ruhani reisi de yine Ponça'da:
«Ermenilerin korkaklıkları o dereceye vardı ki, düştüğü sefil va¬ziyeti düşünebilecek bir hayat eseri bile gösteremiyor. Evvelce emeli¬nin husulunu Kanûni Esasi'den beklemişti Şimdi de ümidini mekteb- lere bağladı. Güya hürriyeti mektebler kazanacak İmiş. Acaba hunhar Türk'ü mahvetmek de mekteblerde öğreniliyor mu? Gerek ahlâk ve malûmatıyla gerekse zor ve şiddetle veya isyûn ve ihtilâl ile velhasıl her ne vasıtayla olursa olsun behemahal milleti kuıtarmalı.»
1876'nın sonlarında Zeytunlular'ın lsyûıı ilân etmesi bu davetlere, teşviklere güzel bir cevab teşkil etti.
Meşrûtiyetin ilânına kadar komitelerin çıkardıkları olay ve teşeb büslerden olmak üzere yukarıda yazılanlardan başka 1899'da (Minim Çeraz) ile muhtelif mahallerden seçilmiş olan heyetlerin Lahey Hıılh Konferansına müracaatları ve bir muhtıra takdim etmeleri de şayanı dikkattir.
Mısır Ermenilerinin Adana'da, Mersin'de katliam olacağı şaylnln rıyla (Piyer (leyar) vasıtasıyla Dalkasa'yıı vuku bulan müracaatımı
üzerine Fransa Hükümeti tarafından Mersin ve İskenderun'a zırhlılar
gönderildi.
1905'de Rus ve yerli Ermeni Komitecilerinin tertibatıyla (Maşin Enfernal) ile Yıldız'da oturan Hakan'a karşı bir suikasd icra olundu.
1907'de İngiltere Kralı 7. Edvard ile Rus Çarının «Reval» müla¬katında Türkiye'nin taksimi ve Ermeni, Makedonya meseleleri mev- zûbahis oldu. Bunda da Ermeniler ümide kapıldılar. Bu mülakat sıra¬larında da Taşnaksutyün Komitesiyle Genç-Türk Ademi-Merkeziyet- Partisi arasında Paris'de müzakereler başladı. Komitelerin meşrûtiye¬tin ilânından sonraki vaziyetlerini tedkikden evvel Rusya'daki hal ve Çarlığa karşı olan mevkilerini mütalaa, istifadeye yardımcı olur.


RUSYA'DA ERMENİ KOMİTELERİ VE ÇARİZM
1906 senesinde bütün Rusya'da Ermenilere fevkalâde mezâlim ya¬pılmakta, Ruslaştırma siyaseti, bilhassa Kafkasya'da, Ermeni yerleşim bölgelerinde şiddetle ve harfiyen tatbik olunmakta idi. Esasen bu si¬yâset Taşnaksağanlar ile Hmçaklar, Verağazmiyaller'in hamisi bulu¬nan Hnmyan'ın Katogikosluğu zamanında tatbike başlanmıştı.
Kafkas Umûmi valisi (Galiçin) in 1898'de Çar'a takdim ettiği meş¬hur layihamn Ermenilere ait kısmı aynen aşağıdaki maddeleri ihtiva ediyor.
«Ermeni Emelleri. — Ermenilerin ayaklanmalarından maksad es¬ki istiklâllerini tekrar kazanmak. Bu fikir şehirlerde oturan tahsil gör¬müş ahali ile ruhbân mesleğine mensub şahıslar arasında pek ziyade¬dir. Köylüler henüz bu hastalığa tutulmamışlardır. Bu hareketin tah¬rik ve teşvikçileri ruhbânlar ve Ermeni matbuatıyla ecnebi memleket¬lerinde bulunan ihtilâlci komitelerdir. İş bu haller ve memnunsuzluklarm diğer kısmı ahaliye sirayet etmemesi için daha şiddetli ve mun¬tazam bir idârenin tesisine hükümetçe mecburiyet hasıl olmaktadır.
Katogikos ve Eçmiyazin Sinodl. Geçen Kyllilde (Kânûn-i ev¬velde) Tiflis'i ziyaret eden Katogikos'a ladei ziyaret için Eçmiyazin'e gitmiş idim. Bu iki mülakatda da ihtiyar Katogikoa'un akli muhake¬meden mahrum ve inkilâbcı görüşlerin nüfuzu altında olduğuna ka naat getirdim. Sarf olunan mesai, ahaliye Kııtoglkos'un istisna vasıf lara haiz olduğu düşüncesini vermek mııkfiadıyla olduğunu anladım Katogikoa'un hükümet nüfuzundan bmjlut paye vermek için uğraşıldı ğını da anladım.
Binâenaleyh Rusya Hükümeti taralından Katogikos ile Şinod'ıın hususi kanunlara bağlı muamele otınoğe mecbur olmaları noktasından behemalıal ınrıır edilmesi görüşündeyim Blnod'da ondan sonra vuku bulacak yolsuzluklara meydan vermemek üzere Sinod azasından VM han Kirkoıyıuıe» İle rahip Nehabed Nehabedyones'in cezalandırılmam nı emreylerlnı
Bu ikinci rahip Katogikos'un hususi kâtibidir. Bunların Kafkas¬ya'dan sürülmesini münasib görürüm. Zatı haşmetpenâhları da tasdik buyururlar.
İlkönce kurulan Ermeni mektebleri. — Ermeni mekteblerinin ma- rif nezaretine verilmesi meselesi 1897 senesi fermanının işe yarama¬sından olup bu mesele haddizatında pek mühimdir. Ve yeni nesli, ruh¬banın mazaratmdan kurtarmak için yegâne bir tedbirdir. Fakat Er¬meni ruhbâni bu yeni şekile bağlı kalmaktan çekindiklerinden hükü¬met emriyle 320 mekteb kapatıldı. İşte bundan dolayı mekteblere aid emlâkin maarif nezaretine verilmesi hususunun tasdikini Haşmetpenâh- larma istirham ettim. Bu konuda yeni emirleri beklerim.
Kafkas Ermeni Matbuatı, Tiflis'te muayyen vakitlerde neşrolunan risâleler ise Ruslarla Ermenilerin, mizacı meselesine çalışacak yerde bilâkis onları ayıracak uçurumu hazırlamaya çalışmışlardır.
Cemiyeti Hayriye. — Ermeni Hayır Cemiyetleri hayrat ve hasenata hizmetkâr olmaktan ziyade siyasetle uğraşmaktaydılar. Mahalli Hükümet bunları nizâmnâmelerinden saptıkları zaman hemen lağ¬vetmeye selâhiyetli olmalıdır. Bir kaç sene bu Cemiyetlerden biri «Genç mütefekkirler» tarafından tertib olunan tefrik hareketlerini araştırmaya iştirak eyledi.
Erivan Büyük Mekteb Müdürü bir Ermeni tarafından tahkir olundu. Bu hareket taraftarlarından çoğunun, adıgeçen cemiyet azasından olduğuna dair vesikalar mevcuttur. Ermeni hayır cemiyetlerinin fes¬hine bendelerini mezun kılmalarım zatı haşmetpenâhilerine teklif ede¬rim.
Zira eğer bunlar Petersburg Meclis ayanı huzuruna çıkarılacak olursa Hali için uzun müddet beklemek icab eder.
Milli-Meclisler. — Milli Meclislerde Ermenilerin Hususi imtiyazları vardır. Nitekim 1892 Kanuni eshâbı emlâki bir istisnaiyet teşkil eder. Bunu ıslah etmeli. Şehir eminlerinin Hükümet tarafından tayin ve maaşlarının tahsis edilmesini ve meclis azalarının da Hükümetin nezareti altında diğer bir nizâmnâmeye bağlı olarak seçilmesi ve ayni zamanda mutasarrıflara vazifesini iyi yapmasını, azayı azletmek selâ- hiyetlnln verilmesini de teklif ederim.»
21 Haziran 1903'de Çar'ın bir (Evkaz-Ferman) ı hakiki aydın Ermeni Kiliselerine bağlı, bilcümle emlâkin ait oldukları nezaretlerin idâreslne teslim olunmasını amirdi. Aynı evkaz bütün ibtidai tâli ve âli Ermeni Mek lebler inde Rusça tedrisatı mecburi kılıyordu.
Yine bu ferman Rusya'daki Katoglkos'un Sinod azasının seçilmesine haiz olduğu hukuku tahdid ve nikâh kıyma meselesinde hüküm vermek «elfUılyetlni kısaltmasına müsaade etti. Bundan iki üç sene donra mezâlim daha ziyade şiddet ve dehşetle tekrar başladı. Taşnak-
3FL
sütyün Komitesi erkânından mühim bir şahsın bu meseleler hakkında yazdığı eserdeki ifâdeleri aşağıdadır.
1903 senesi Haziranının 21'inde Ermeni Kiliselerüıe aid emlâkin ve eşyanın müsadere ve hükümete teslimi hakkında sadır olan Çar'ın fermânı geldi. Bu konuda gerek Ermeni Katogikosu ve gerek Ermeni ahâli tarafından yapılan şikâyet ve istirhamlar fayda sağlamadı.
Müstebid Çar'a hiçbir şey tesir etmedi. Ferman Hükümlerinin tatbiki için Asker kuvvetine müracaat olundu. Kilise kapıları kırıldı. Hatta Merkezi ruhâni olan Eçmiyazin'deki manastırın veznesini par¬çaladılar, kırdılar, ruhbânı zindanlara attılar, kanlar akıttılar, cesed- ler ibadethânelerin etrafında kümeler teşkil etti.
İki sene geçti. 1905 senesi Şubat'ımn altısında Bakû şehrinde bir insan kalabalığı ateşler püskürerek pür gayz ve gazab sebebsiz Ermeni Milletine ve sokaklarda gezen Ermeniler üzerine hücum etti. Korku telâş ve dehşet umûmi idi. Ermenilerin müracaat ve istirhamlarına polis idaresi pek lakayd kalmakla mukabele ediyordu. Bakü'den sonra Erivan, Nahcuvan, Şuşa (Şusi), Kansak da tasavvur olunmayan acı olaylara sahne oldular.
Kan tekrar dökülmeğe başladı. Bu katliamda Ermenilerle meskûn 148 köy 1472 aile mahv ve harab oldu. Kanunsuzların itirafta bulun¬duğu Petersburg'da yalnız şu zehir dolu sözler işitiliyordu. «Ermeni¬lerin bütün yuvalarını tahrib ve hâk ile yeksan etmeli». Ruslar tara¬fından zinde ve pür hayat bir millet mahvedilmek isteniliyordu.
İşte bu sıralarda İttihât ve Terâkki Cemiyetinin faaliyetleri sonunda meşrûtiyet ilân olundu. Artık Ermeniler de Türklerle beraber hür idi. Taşnaksağan reisi devam ediyor.
Osmanlı Devletinin zindanlarında siyasi mahbuslar yok. Rusya'da ise hiçbir hapishane yok ki boş yer bulunsun. Kafkas Ermenisi Taş- naksağanlar hapisten, işkenceden, sürgünden, Sibirya'dan kurtulmak için İstanbul'a Osmanlı Memleketine İltica ediyorlardı. Şimdi Bizans, Ermeninin zülmdide olduğu Rus müstebtdlne karşı bir koruyucu yer hükmünü aldı.
Tevkifat için birinci işaret 190B senesi KUııün-i evvelinde Tiflifl'de verildi ve 1909 evâilinde hududundan ağırı dereceyi buldu. Araştırımı larm adedi bir kaç bini geçti. ROOO'I ıırçkın adam hapis ve tevkil edildi. Mahbuslar meyamnda 5 Muharrir, 32 Tabib, Avukat saire mü tehassıs, 23 Profesör, 30 Memur, '15 Tacir, 70 Sanaatkâr, bir çok ame le, ruhbân kadınlar hatta talebeler vardı
Şüphe üzerine 3.000 şahıs sürgün edildi. Şüphe altında bulunup ta ismi listelerde toplanan bir çok kimseler mezâlimden, işkenceden kurtulmak Içlıı firar ediyorlardı. İşte Kafkas tevkifatmm şiddeti, lıjl.e ahvâlin dehşeti
Polis İşhan nam takma adıyla bir ihtilâlciyi araştırıyordu. Halbu¬ki asıl İşhan Van'a iltica etmiş ve orada yükünü tuttuktan sonra si¬yâset ile uğraşmaya başlamıştı. Bunun yerine İşhan Agobyan isminde birisi tevkif olundu. Meclis-i Mebusân azasından Vahan Papazyan ye¬rine Trabzonlu Vahanyan namında birisi habsedildi.
Kafkas mezâlimi bütün dehşetiyle devam ederken 1907 teşrin-i ev¬velinde vefât eden Hrımyan'm yerine bir diğer katogikos seçilmesi için Çar'm irâdesi sadır oldu. 1908'de yani bir sene sonra İzmirliyan Katogikos seçildi. Seçimin kabul edildiğini İstanbul Rus sefiri İzmir- liyan'a tebliğ etti. İzmirliyan 1909 Mayıs'ınm 29. da İstanbul'dan Ode- sa'ya oradan da Çar'ın huzuruna çıkmak üzere Petersburg'a gitti. Bu cihet hakkında da mezkûr muharrir şöyle yazıyor:
1909 Temuzunda İzmirliyan İstanbul'dan Petersburg'a giderek Çar'm huzuruna çıktı. Resmi nutkunda her vechiatı beyanatta bu¬lundu:
Kafkas Ermeni Mahkûmiyetinin affıyla, tahliye fermanının dualarına ihsan ve tevdi buyurulmasını zâtı haşmetpenâhilerinden istir¬ham eylerim. Bu takdirde makamı daiyanem Şevketmeablarmın lü- tuflarma mazhariyetlerinden kuvvet alarak Kafkasya'ya ulaşması duayanem de makamı mükaddes imparatorlarıyla sadık Ermeni teba- ları arasında eskiden beri tesis olunmuş dostlukları olan manevi ve maddi bağlılıkları daha ziyâde tesisine muvaffak olabilecek mi ve bu suretle bağlı oldukları hükümete daha faydalı hizmetler ifa edecek mi, hâki payı İmparatorlarına arz eylerim.
İmparator, Katogikos'un nutkunu keserek şu yönde bir beyânatda bulundu.
«Zatı ulviyetsimatlarımn henüz Kafkasya'ya gelişlerinden evvel mahkûmlar tahliye edilebileceklerdir.» Katogikos ümidvar ve İmpara¬tor tarafından verilen vaadle Kafkasya'ya hareket etti. Şehirden şehi- re dolaştı. Fakat mahbûsların tahliye edilmeleri şöyle dursun bilakis günden güne adedleri arttı. Taşnak-Abidesi kırılarak parça parça edil¬di. Ve uğruna canını feda etmeye hazır olan efrad tarumar oldu.
İstanbul'daki Hürriyetperverler (Çarizııı)ı zırvazır etmek için programlar tertib etmekde, Osmanlı Hükümeti ve matbûatı Rus me¬zâlimimi karşı sert şikâyetler eylemekte İdiler. Osmanlı mebûsu ve Rusya'da şimdi bize karşı harb eden gönüllü taburları kumandanı Ka- rakln Pııstı rınııcıyan'ın tevkif edilişi, Rus zindanlarına atılmışken kur¬tuluşu ve I eki ur Meclls-i Mebusân'a getirilmesi buna pek açık bir mi¬saldir.
Çıırlıpııı mezâlimi gittikçe genişleıııekde. müthiş zindanları Komiteleri tedhiş eylernekde velhasıl bütün Kafkasya ateş içinde yan- mııkdıı İken bıırıulıı İstanbul'daki firari Tıışnaklar memnûn bir şekilde
Hürriyet-i kâmile ile yaşamakda, Devleti Aliye'nin her türlü lütüfları na ve yardımlarına mazhar olmakda idiler.
Husûsi bir suretde Genç-Türkler'in en muhterem simaları Rusya Ermenilerini müdafaa meselesinde hiçbir gayreti esirgememişlerdir.
O zaman Komitelerin yegâne gayesi Kafkas Ermenilerini mezâlimden kurtarmak idi.
Taşnatsütyün Komitesinin bu münasebetle her tarafa uçurduğu beyannâmelerden birisinin tercümesi aşağıdadır.
Vatandaşlar!
Senelerden beri mütemadiyen Ermeni İhtilâllerine sahne olan Kafkas bugün mateessüf istibdâdm müthiş kuvveti altında inliyor. Ermenilerin en güzide nesli bugün iki senedir Çar'm korkunç mahbes- lerinde azab çekiyor. Rus ihtilâl hareketlerinden sonra şimdi meydan, kanlı muvaffakiyetinden cüret alarak bilâ emr himmet ve insaf Erme¬niliğin en güzide neslini vuran irticaa kaldı. Muallim, şair, tüccar, sa¬natkâr, mütefekkir, işçi, komiteci velhasıl hepsi mahbeslerin karanlık, korkunç duvarları arasında inliyorlar.
Vatandaşlar bu gün Kafkaslar'da azab çeken şimdiki Ermeniler, Hamid'in zulmünden, hududların kanlı yollarından kaçıp oraya giden bu gün hürriyetine nail olduğumuz bu memleketin neslindendir.
Bunlar, bizim elem ve ızdırab günlerimizde yanımızda yaşayan, bizim ızdıraplarımızla müteelim olan hakiki kardeşlerimiz, ihtilâl gün¬lerimizde bizimle beraber tutuşan, hakkımız olan dava için kan döken kahraman muhacirlerimizdir.
Ahalinin hukuku için açılan kavga bugün Osmanlı toprağında muzafferiyeti neticelendirdi.
Fakat hududun öte tarafında Çarlı'ğın bunamış Hükümeti icrayı hüküm ediyor. Orada ihtilâl fikri halkın en tabii hukukuna taarruz eden İstibdâda karşı olanca kuvvetiyle çarpışıyor Mazide ihtilâl fikir¬lerinin geçişini hududlar durduramadı ve tehir edemedi. Kafkaslılar' da 20 sene kan kardeşlerinin hararetli hareketleri uğrunda ne lâzım.s ı ve ne mümkünse cümlesini verdi. Şimdi de Türkiye Ermenilerinin mukaddes haklarını bilhassa bugün mahbUMİnrda inleyen kardeşlerimi zin siyasi suçlu sıfatıyla Rus Mahkemeleri huzuruna çıkarılacak İn 11 sırada hudutlar tevkif edemez.
Meşrûtiyetin bahşettiği serbestiden İni,irade eden Türkiye Ermenileri; gece ve gündüz Jandarmaların kabıı tazyiklerine, işkencelerine maruz bulunduklarım görerek lakııyd kalamazlar. Bu derin itJmndlnıı ve kanaatleri Ermeni İhtilâlpervor Tıışnaksutyun Komitesinin Hınk Şubesi Revıuı cemiyeti, sınıf farkı gözetilmeksizin bütün Türkiye Ifir menilerini Kııfkıuı Ermeni Mahbuslarına, bunların yardımına mıılıtııç kalan ailelerine ve sevgililerine süratle ve maddeten yardım etmeye davet eder.
Süratli yardımlar icab ediyor. Çünkü mahbusların tarihi bir hatıra olacak muhakemeleri başlamak üzeredir ve büyük fedâkârlıklara lüzum varda".
Revan-Cemiyeti bu maksatla Taşnaksutyun Cemiyeti erkânının murakabesi altında bir yardım cemiyeti teşkil, ayni zamanda bütün şubelerine yardım toplanması için lüzumlu teşebbüslerde bulunmala¬rını tebliğ etdi. Hedayayı Erzurum'da (Haraç) ve istanbul'da (Azada- mard) gazeteleri araştırma heyetleri vasıtasıyla sevk etmek kabildir.
Vatandaşlar, Taşnaksutyun Cemiyeti size bu tebligatı ifa etmekle beraber ayni zamanda Türkiye Ermenilerinin buna cevab vereceğine ve mevcudundan büyük bir kısmını felâketzâde kardeşine ayıracağına ve bu suretle bir defa hududlarla ayrılmış olsalar da kardeşlik bağları¬nın kuvvetliliğinin ayni milletin hakiki evlâtlarında daima mevcud ol¬duğunu isbat edeceklerine kanidir.
1909'da Varna'da içtima eden Kongrenin zabtında :
Taşnak Komitesi de bilcümle taraftarlarıyla diğer Komiteler gibi Rus mezâlimine karşı Amerika, Mısır, Romanya ve Paris'de dehşetli nümayişler icra ediyordu. İsviçre Merkezi her tarafa protesto telgraf- nâmeleri yağdırıyordu.
Cümleleri yazılıdır.
Fakat bir sene sonra roller değişdi ve bütün Komiteler bir hamlede Moskof kucağına atıldı.

Yorum Gönder Blogger

DİKKAT!
İfadeler şekiller, jpg, gif, png,bmp formatlarında resim, foto, video, müzik ekliyebilirsiniz.Resim eklemek için-- [img] resim linki [/img] // Müzik eklemek için :-- [nct]Müzik linki [/nct] Youtube Video ekleme:-- [youtube] Youtube Video Link [/youtube] Link kapanış kutucukların arasına boşluk bırakın
***KÜFÜR HAKARET İÇEREN YORUMLAR SİLİNECEKTİR***
Gülen ifade eklemek için işaretleri kullanın
:) (: :)) :(( =)) =D> :D :P :-O :-? :-SS :-t [-( @-) b-(

 
Tavizsiz © 2013. All Rights Reserved. Shared by WpCoderX
Top